TABULARA, TALANA, YALANA 

 BALTA 

 

+

 IRKÇILIĞA, SÖMÜRÜYE, ŞERİATA

 HAYIR!..

+

Sorumlusu: Av. Hayri BALTA

+

e-posta: hayri@bilgebalta.com

Site adresi: www.bilgebalta.com

+ 

SSS 6

SUAT EMİROĞLU VE ARKADAŞLARI

 

Aşağıda Suat Emiroğlu ve arkadaşları ile yaptığımız görüş ve düşünce alışverişini okuyacaksınız. Aramızda zaman zaman aşırıya kaçan tartışmalar olmuşsa da sonunda birbirimizden özür dilemesini bilmişizdir.

E mail topluğunda yapılan tartışmalarda hakarete varan sözcükleri sildim. Gözümden kaçanlar varsa onu da düzeltmeye hazırım. Hakaret olmayan iletilerde herhangi bir düzeltme yapılmadan olduğu gibi aldım, ki; halkın hangi konuları tartıştığı bilinsin diye.

Bir de şunu belirtmekte yarar görüyorum.

Bu yazışmalarda; her ne kadar benim bazı konularda bilgisizliğim ve hırçınlığım görülüyorsa da; kendimi de olduğum gibi göstermekte sakınca görmedim ve böylece “yanlışımı görerek düzeltme olanağı bulurum” dedim

Av. Hayri Balta, 7.6.2005

X

Teşekkürler duygu hanım.

Yalnız bir şeye dikkatini çekiyorum. Tanrı simgesel bir anlatımdır.

-1- Öyle herkesin sandığı gibi bizim dışımızda dünyadan ayrı bir yerde dedikleri gibi bir Tanrı yoktur. (delil)-“

-1- Delil diye sormuşsun. Delil mi istiyorsun işte karşındayım, en iyi delil benim.

Şaşırdın değil mi, bu nasıl delil diye?  Belki de şöyle bir soru soruyorsun kendi kendine. Bu adam, kafadan çatlak mı ne diye?

Acele etme sayın Salih Atsız. Verecek tümceler sana gelecek biraz tatsız.

Seni, senin Allah’ının sözleri ile bağlayacağım. Bu tümceler (ayetler) çok ama ben yalnız birkaç tanesini sıralayacağım:

“Allah rahmetini dilediğine tahsis eder.” (Bakara, 212)

“Eğer Allah dileseydi, onlar müşrik olmazdı!”(En’am, 107)

“Eğer Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. Öyleyse onları, uydurdukları yalanlarla baş başa bırakıver.” (En’am, 112,137)

“O dileseydi hepinizi doğru yola eriştirirdi.” (En’am,149)

“Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi iman ederlerdi. Öyle iken insanları, inanmaya sen mi zorlayacaksın?” (Yunus, 99)

“Eğer Rabbin dileseydi, bütün insanları tek bir dine bağlı kılardı.” (Hûd, 118)

“Biz kimi dilerse o, kurtuluşa erdirilmiştir.)(Yusuf, 110)

“Allah dileseydi hepinizi doğru yola iletirdi.” (Nahl, 9)

“..Ama O, istediğini saptırır, istediğini doğru yola eriştirir.” ‘Nahl, 93)

“Eğer dileseydik, herkese hidayet verirdik...” (Secde, 13)

+

Daha var, bunların iki-üç misli kadar. Ne var ki bunlar kadar bu tümcelerin tam tersi tümceler de var. Birbirine ters tümceleri bir Allah nasıl sıralar? Bu çelişkileri gidermek için Allah delisi allâmeler “Nesih” – “Mansuh” diye zırvalar. Ne v ar ki “Nesih-Mahsuh” tümceleri bir elin parmakları kadar. Yalnız burada ise onlarca birbirine ters onlarca tümce var.

Yeniden soruyorum: Allah birbirine ters tümceleri nasıl olur da sıralar. Bunları zamana ve olaylara göre ancak bizim gibi kendisi de bir beşer olan İslam peygamberi sıralar. Bu nedenle Abbasiler döneminde Kuran’a mahluk değil de halik diyene; yani, Kuran Allah kelamı diyene; dayak atılırdı şehir meydanında, halkın önünde, ölesiye... Dayak faslından bir de sokulurdu hücrelere... (Bak. Kuran Tarihi, Osman Keskioğlu, Birinci Baskı. s.234 ve devamı sayfalar...)

Salih Atsız dostum, “Allah’ın dilemedi ise sen beni nasıl hidayete erdirebilirsin? Allah’ın dilemediğine hangi kafa ile “Pes yani!” dersin. Söyle bana sen Allah’ından daha mı yücesin?

Şimdi anladın mı  istediğin DELİL için niçin ben kendimi gösterdim. Allah’ın dilemeseydi ben bu sözleri söyleyebilir mi idim?

Daha ne söyleyebilirim sana, başarılar dilerim çabana, inandığın yolda. Seninki sana, benimki bana, şimdi kal sağlıcakla...

Av. Hayri Balta, 24.11.2002

X

Sayın Arayan,

Önce saygı, sevgi sana, her zaman olduğu gibi. İsterim sana olan sevgimin arttığını bilmeni.

Çünkü kafası çalışan birisin sen. Hiçbir din artık sana yetmez desem ne dersin sen?

Daha önceki mektuplarımda, aklın öneminden söz etmiştim sana. Aklın olduğu sürece artık rahat yok sana bu dünyada... Çünkü akıllı olan insan batar akılsız insanlara.

Şimdi bir insanda akıl olunca dine yer kalmaz. Çünkü bütün dinler aklı olana bir şey vermez.

Bütün dinlerde esas. İnançtır, imandır. Vahye inanan, inanç ve iman dışında bir davranışta bulunmamalıdır.  Akılcılıkta ise kuşku ve araştırma vardır. İslam’da ise araştırma yasaklanmıştır: Çünkü Kuran’da: “Zan, haktan bir şey kazandırmaz!” (K. 53/28) diye yazılmıştır. Bu nedenle herhangi bir dalda, sporda, bilimde ve her şeyde araştırma yaparak rekor kıran birine rastlanmamıştır. Hepsinin kafası karışıktır, dünyası karanlıktır. Erkeklerinde bile zevk yoktur, kadınlarını kara çarşaflara kapatır.. 

Dinde mantık arama. Eğer ararsan dinden çıkmış, derler adama.

Gelelim şimdi soruna. Diyorsun ki Türkleri adamdan saymadı mı da Kuran’ı indirdi Araplara, Arapça ve de Peygamber göndermedi diğer bütün insanlara.

Sayın Arayan, bir kere şunu bil ki  bütün dinlerin Allah’la ilgisi yoktur.  Bütün dinler toplumsal bir olgudur, yasaların olmadığı toplumlarda düzeni sağlamak ve insanları ahlak sahibi yapmak için kurulmuştur. Bu nedenle her toplumun kendine göre bir dini vardır, peygamberi vardır, kitabı vardır. Bu güne kadar yüzlerce din gelip gitmiştir, bu dinler de hükmünü tamamlayınca gidecektir.

Bir kere ve öncelikle şunları bilmeni isterim. Allah maddi olarak yoktur, mana olarak vardır. Varlık olarak yoktur kavram olarak vardır. Somut olarak yoktur, soyut olarak vardır. Ruh olarak yoktur simgesel bir kavram olarak vardır. Bu demektir ki Peygamber gönderen, kitap indiren bir Allah yoktur. Ancak bu kavramların simgesel olarak bir anlamları vardır. Arayan, “Eren-Ermiş”  olduğu zaman ne dediğimi anlayacaktır.

Bu gün bile Avustralya’da Oberjinler, Afrika’nın balta girmemiş ormanlarında Maumaular, Amerika’nın güneyindeki Brezilya’nın balta girmemiş ormanlarında ise ilkçağı yaşayan yerliler vardır. Alaska’dan yukarıda da Eskimolar yaşamaktadır. Fakat o her şeyi bilen gören Allah, bu topluluklara, bu güne kadar,  bir peygamber göndermemiştir, kitap indirmemiştir.

Bunun gibi Türklere de, peygamber göndermemiş, bir kitap indirmemiştir. Araplar Türkistan’daki Türklere saldırarak tam iki yüz elli yıl kılıçtan geçirdikten sonra Müslüman edebilmişlerdir. Sitem’in Kuran’dan bölümünde bu konuda geniş bilgiler vardır.

Düşün bir kere dinsel söylemlere göre dünyada insan denen bir varlık yoktur. İlk insanlardan olan Adem ile Havva vardır. O da Allah’ın Cennetinde yaşamaktadır. Daha kovulmamıştır.

Kitaplara göre bunlar Allah’ın kendilerine yasakladığı kötü ağacın meyvesini yemişlerdir. Bu nedenle öfkelenen Allah tarafından Cennet’ten sürülmüşlerdir.

İşte sana akılla çelişen bir olgu daha. Allah, Cennet’ten kovduğu sırada Peygamberlik rütbesi vermiş O’na. Allah,  yasakladığı bir işi yapana Peygamberlik rütbesini niçin vermiş acaba?

Daha dünyada yaşayan hiçbir insan ve topluluk yokken tutmuş kupkuru dünyaya Peygamber göndermiş ve ilk sayfalarını (Kitabını) da Cennet’ten kovulmuş bir insan olan Adem’le indirmiştir. İnsansız dünyaya peygamber göndermeyi akıl etmiş de yukarıda adını saydığım topluluklara bu güne kadar peygamber göndermeyi, kitap indirmeyi niçin akıl edememiş? Böyle şeyler söylemek Allah’ı bilmemektendir. Din ilmini bilmek için önce Allah’ın ne olduğunu öğrenmek gerektir.

Bunlar ne yapmış da Cennet’ten  kovulmuş diye sorarsan, dincilere göre, cinselliklerini görmüşler de ondan kovulmuşlar buraya. Okuyalım: “Ey Âdem, sen ve eşin cennette oturun; ikiniz de dilediğiniz yerden yiyin. Yalnız şu ağaca yaklaşmayın; yoksa zâlimlerden olursunuz. Derken şeytan ayıp yerlerini kendilerine göstermek için ikisine de vesvese verdi onları kandırdı...” (K. 7/19-20) 

Kafaya bak kafaya. Adem ile Havva, karı koca. Allah, ayıp yerlerini görmeyi yasaklamışmış onlara. Hem Sen ve Eşin diye hitap ediver onlara. Hem: “Birbirinizin ayıp yerlerine bakmayın ha!” Eğer Allah ayıp yerlerden böylesine rahatsızsa niçin diğer canlıları, hayvanları, tesettürle göndermemiş dünyaya. Hepsinin malı, malamatı meydanda. Bu nedenle hiçbir rahatsızlık yok hayvanlarda.

İşte dincilerdeki kafa bu kafa. Karı-koca birbirlerinin cinsel organlarını görmeden nasıl girecekler yatağa. Yaşamlarını güvenceye almak ve de insan soyunu korumak için nasıl çocuk getirecekler dünyaya...  Fakat dört karı denince ağızlarının suyu akar, dört karı almak için koşa koşa giderler oraya, buraya... Dört karı yetmez bir de asılırlar, sekreterlerine  ve de gördükleri güzel kadınlara. Şeyh olaylarını hatırlayın.

Allah o kadar öfkelenmiş ki şöyle demişmiş Adem ile Havva’ya: “Birbirinize düşman olarak inin, siz yeryüzünde bir müddet için geçinip yerleşeceksiniz.” (K. 7/24) orada. Daha başlangıçta, dünyaya gönderilirken birbirine düşman sayılmış karı-koca. Birbirine düşman olacaksınız demiş Allah bunlara güya. Haydi sorayım sana; böyle bir mantık yakışır mı Allah’a.

Karı-koca birbirlerine düşman ya. İşte bu nedenle demiş kocaya, “Erkek kadın gibi değildir.” (K. 3/36) ve “Erkler kadınlar üzerine hakimdir.” (K. 4/34) Bu nedenle kadına mirasta erkeğin yarısı kadar verilmiş (K. 4/11) ve tanıklıkta da iki kadın bir erkeğin yerini tutabilmiştir.(K. 2/282) ve Erkeklere “Karılarınız sizin tarlanızdır dilediğiniz gibi girebilirsiniz!” (K. 2/223) denmiştir ve bütün bunlar yanında  erkeklere karılarını dövme yetkisi verilmiştir: “İtaat dairesinden çıkmalarından korktuğunuz kadınlara nasihat edin, yatağınızı ayırın, dövün size itaat ederlerse onlar aleyhinde yol aramayın.” (K. 4/34) denmiştir. Bu konuda Sitemin Kuran’dan bölümündeki “Kaygılarım” başlıklı yazımda ayrıntılı bilgi vardır.

Burada bir olguya daha dikkatini çekerim. Bizimkiler “dövün” emrini Allahlarına yakıştıramadıklarından yeni yaptıkları çevirilerinde “Hafifçe dövün” ü eklemişlerdir. Bunu bile Allah’ının kitabına yakıştıramayan Yaşar Nuri Öztürk son çevirisine “hafifçe dövme yerine kadınları evden uzaklaştırın” hükmünü koyarak kadınlar aleyhine daha ağır sonuçlar doğuracak bir kural getirmiştir.

Sayın Arayanım, bilmiyorum sorularına yanıt verebildim mi? Aklı başında bir insan böylesine akıl ve mantıkla çalışan kuralları bu günün toplumuna uygulatabilir mi? 1.400 yıl önceki insanlar bile kabul etmemiştir; ama, kılıcı enselerinde hissedince seslerini kesmiştir.

Şimdi sorarım sana akıla inanç gider mi bir arada? Haydi yanıt ver, bunları dile getirdiğim için "kâfir” denebilir mi bana... Unutma öyle Müslüman olmaktansa razıyım böyle kâfir olarak kalmaya ve de ölmeye...

Bu inançla emperyalizme karşı çıkamazsınız. Ancak akla dayanan bir inanç yöntemiyle batı uygarlığına ulaşıp geçebilirsiniz.

Şimdi kal sağlıcakla,

Saygılar, sevgiler sana..

Av. Hayri Balta, 21.2.2003

X

Hayri Bey,

Aşağıdaki düşüncenizi şiddetle reddediyorum. Bu ya gözünüzden kaçtı ya da....... artık buraya ne demem gerek bilmiyorum. Ne demektir "... Allahsızlık ve dinsizlik olumsuz kurallara bağlılıktır. Ahlaksızlıktır, edepsizliktir, başkalarının din ve inançlarına baskıdır... ki ben bu  olumsuz kuralları yapmamak için çaba gösteren biriyim. Beni böyle görenlerin Tanrı ve Din bilgisinden haberi yok demektir."

Örneğin ben hiç bir dine bağlı falan değilim, bütün dinleri reddediyorum. Bu durumda Hayri Beye göre ben ahlaksız mıyım, edepsiz miyim, başkalarının din ve inançlarına baskıda mı bulunuyorum ?

Lütfen bu yanlış düşünceyi düzeltin. Başkalarının inançlarına özgürlük ararken tinsel inancı olmayanları dışlamak, yerden yere vurmak, böyle çirkin iddialarla kirletmek de neyin nesi?

Sizler inanıyorsunuz diye neden kendinizi birden haklı konumda görüyorsunuz ? Ve İnanmayanları bu şekilde itham ederken bana ve benim gibi olanlara isnat ettiğiniz baskı kurma suçunu siz işlemiş olmuyor musunuz? Çirkin hem de çok çirkin bir düşünce bu.. Size hiç yakıştıramadım! Mazeretiniz ne olursa olsun.. Ve bütün neşem de kaçtı.. Görüyorum ki din olgusu insanların beyinlerini ne kadar açmaya çalışsalar da hep bir yerden yakalayıp prangalara vuruyor.

Ben,  evet ben hiç bir dine bağlı değilim bununla da gurur duyuyorum çünkü ben bir şeylerden korkarak değil beynimle, usumla ahlaklı ve dürüst bir insan olmayı becermiş birisiyim. Kimsenin beni bu şekilde itham etmeye hakkı ve yetkisi yoktur !!!!!!!

Melike, 26.2.2003

X

Sevgili Melike,

Önce saygı, sevgi. Her zaman olduğu gibi...

Anlaşılan sizin sevginiz gibi nefretiniz de fevri. Dostlar birbirini anlamaya çalışmalı; geçmiş arkadaşlığı, dostluğu, sevgiyi birden bire unutmamalı.

Benim bildiğim Hayri Balta böyle değil, acaba anlamadığım bir nokta mı var demeli ve birden bire hiddetlenmemeli. Nefretini hemencecik dile getirmemeli. Söz konusu yazımı (Bitmedi, sürecek...) diye bitirmişim, sevgisi gerçek olan bir kişi, hiç olmazsa yazının sonunu beklemeli, değil mi?

Hayri Balta, bu güne değin  size onlarca yazı göndermiş. Ne var ki Sevgili Melike’miz, beklemiş, beklemiş;  “Allahsızlık ve dinsizlik olumsuz kurallara bağlılıktır.” der demez Hayri Balta’nın düşüncelerini, hiddet ve şiddetle ve de büyük bir zevkle reddetmiş...

Demek ki benim size ve başkalarına gönderdiğim yazılar benim düşünsel kimliğim hakkında hiç mi hiç  bilgi vermemiş.

Sevgili Melikemiz, Sitemdeki yazılarımı yeterince okumamış, okumuşsa anlamamış ve de dostlara, okuyuculara gönderdiğim yazılarımda kullandığım şu Tanrı tanımına hiç mi hiç dikkat etmemiş.

Şimdi sıkça yaptığım Tanrı tanımı yineliyorum: “Allah, madde olarak yoktur, mânâ olarak vardır. Varlık olarak yoktur, kavram olarak vardır. Ruh olarak yoktur, düşünce olarak vardır. Somut olarak yoktur, soyut olarak vardır. Bu demektir ki Peygamberler gönderen, kitaplar indiren bir Allah yoktur. Bütün kutsal kitaplar peygamberlerin sözüdür.  Allah, Tanrı Kelamı, Cennet Cehennem hep simgesel anlatımlardır ve bütün bu dinsel terimler din felsefesinde  ve edebiyatında kavram olarak, simgesel olarak dile getirilir. Din felsefesi ilgisi olanlar Tanrı bilgisine erenler bunu bilir” demişim ve bunu belki yüz kez yinelemişim.

Sevgili Melike diyorsun ki: “...ben bir şeylerden korkarak değil beynimle, usumla ahlaklı ve dürüst bir insan olmayı becermiş birisiyim.” Ben de aklım başına geldi geleli böyle deyen biriyim.

Asıl din ki; akla dayanan bir yaşam yöntemidir, inanç sistemi değildir. İnsan yaşamını Peygamberlerin sözlerine göre değil; aklın yönlendirmesine göre, bilimin verilerine göre, sağduyusun dediğine göre, içinde yaşadığı toplumun koşullarına göre ve de vicdanının sesine göre yönlendirmeli...

Burada bir parantez açmadan geçemeyeceğim: (Vahiy dedikleri. Ahlaksal, öğütsel nitelikteki esinlere Vahiy. Edebi, felsefi nitelikteki esinlere de ilham denir. Örneğin şairler, yazarlar “İlham gelir gelmez oturdum bu şiiri, bu yazıyı, bu kitabı  yazdım!” der. Şimdi şairlere, yazarlara esin nereden geliyorsa, peygamberim deyenlere gelen de aynı yerdendir. Vahyin Türkçe karşılığı ise “İçe doğuş” demektir. Kutsal kitaplardaki bütün sözler peygamber denilen kişilerin; günün, olayların gerektirdiğine göre; aklına, sağduyusuna, ümmetinin ve kendilerinin çıkarlarına göre bulduğu çözümle ilgili sözleridir.)

Bak: “usumla ahlaklı ve dürüst bir insan olmayı becermiş birisiyim”  demişsin. Ben ne diyorum; herhangi bir Peygambere, kitaba bağlı olan, Havraya, Kilise’ye, Camiye giden değil; asıl dindar, “ahlaklı ve dürüst bir insan olmayı becermiş” biridir diyorum. Din demek; bir dine inanmak değil “ahlaklı ve dürüst bir insan olmayı becermiş”  olmaktır diyorum ve ben: "... Allahsızlık ve dinsizlik olumsuz kurallara bağlılıktır. Ahlaksızlıktır, edepsizliktir, başkalarının din ve inançlarına baskıdır... ki ben bu  olumsuz kuralları yapmamak için çaba gösteren biriyim...” demişimdir.

Şimdi Melek dostum, ister Allahlı ol, ister Allahsız; ister herhangi bir dine inan, ister inanma; ama, ahlaklı ve dürüst bir insan değilsen, başkalarının hakkını gasp edersen, suçsuz bir kişiye iftira atarsan; yani dediğim gibi bütün olumsuz kuralları kendine ilke kabul edersen; dinin, inancın ne olursa olsun, bana göre dinsiz sayılırsız. Yineliyorum: Dinin; Allah’la, peygamberle, kitapla bir ilgisi yoktur. Din, insanın yaşamıyla ilgilidir.

Şimdi sana Turan Dursun’la ilk tanışmamdan bir bölüm anlatacağım. Bu tanışmamı geniş biçimde öğrenmek istiyorsanız, TURAN DURSUN ve AYDINLANMA, ABİT DURSUN. Berfin yayınları. Ekim 2000 , s. 43-53 sayfalarına bakabilirsin...

“İlk tanıştığımızda kendisine: “Sen ahlaklı bir adama benziyorsun!” dediğimde “Hayır ben hem ahlaksızım, hem de dinsizim!” dedi. Bunun üzerine kendisine: “Hadi gel seninle Kale’nin altındaki geneleve gidelim, desem gidebilir misin?!” der demez irkildi. “Hayır, gidemem!” dedi. Bunun üzerine ben de “İşte bu davranışın; senin, hem ahlaklı, hem de dinli olduğunu gösterir. Allah’a, Peygamber’e, kitaba ister inan ister inanma önemli değildir. Önemli olan senin ahlaksızlığı, olumsuzluğu yapıp yapmamandır.” Düşündü, düşündü, “Haklısın!” dedi.

Haklısın değerli dostum, biliyorum ki materyalist/felsefî anlamda bir tasavvufçuyla karşı karşıyasın. Öyle bir tasavvufçu, öyle bir dinci ki bütün insanların 5 bin yıllık Allah’ıyla, Peygamberiyle, kitaplarıyla ilgisi olmayan, Peygamberlerin de, kitapların da olumlu yönlerini alan, olumsuz yönlerine ilgi göstermeyen; aklını kendisine Tanrı yapmış, ahlaklı ve dürüst olmayı kendine din olarak kabul etmiş bir aydın ve aydınlatmacı...

Sen haklısın dostum. Senin gibi düşünenler de haklı. Ben yapılmaması gereken bir iş yapıyorum. Ana sütü ile beslenmesi gerekenlere tutup “kudret helvası” “Bıldırcın eti”, “Hayat suyu”, ”Yaşam Ekmeği” veriyorum. Elbete süte alışmış bir mide bu verdiklerimi tadınca mide fesadına uğrayarak feryadı basıyor.

Ah! Ne olurdu, sana gönderdiğim SSS adlı kitabımı okusaydın, bana hiddetle ve şiddetle davranmakta bu denli acele etmezdin.

Yunus Emre, bir Ermiş’ten, bir Usta’dan yardım istemiş. Ustası da “Ekmek mi istersin, Hikmet mi!” diye sormuş. Yunus Emre hikmeti ne bilsin. Ekmek istemiş. Ermiş kendisine bir çuval buğday vermiş, “Hadi var git işine!” demiş...

Yunus’un yolda karşılaştığı biri kendisine “Sen ne istemişsin, ekmek biter yine acıkırsın. Hikmet bitmez ve acıkmazsın, var git Hikmet iste!” deyince varmış Ermiş’e. “Vazgeçtim al ekmeğini, ben Hikmet istiyorum!” demiş. Usta, “Geçti, artık benden Himmet alamazsın, ama şu adama gider hizmet edersen Hikmet neymiş onda görürsün!” diyerek başından savmış.

Yunus Emre vardığı kapıda kırk yıl hizmet etmiş, ama usta bakmış ki Yunus emre hâlâ Allah, din, Muhammed, Kuran diyerek gerçeğe ulamak sevdasında. “Aferin oğlum devam et!” demiş. Kendisine ilmi ledün (gizli din bilgisi) den söz etmemiş. Kırk yıl sonra Yunus Emre bakmış ki inandıkları kendisinde hiçbir değişiklik ve gelişme yaratmıyor, birden kafası aymış, hepsinden caymış, Allah’ı da, Peygamberi de, kitabı da kendi aklında, benliğinde bulmuş. İşte o zaman dili çözülmüş başlamış döktürmeye. Ama süt bebelerine yani şeriat düşkünlerine ağızlarınca vermiş, onları ürkütmemek için nereye vardığını hissettirmemiş...

İşte böyle sayın Meleğim, bir yere taş attın mı? Acaba attığım taş nasıl ses verir diye düşünmelisin. İşte bir taş attın bana. Attığın taşın değdiği yerden yansıdı sana... Sözün burasında bir anı sana. Çocukluğumda bir çocukla kavga etmiştim. Onun kafasına bir taş atmıştım. Attığım taş çocuğun kafasından dönerek benim kafama geldi. Onun kafası yarılmadı; ama, benim kafam yarıldı. Ve bu da bana yaşamım boyunca bir ders oldu... 

İşte ben böyle anlaşılması zor, elgin (Garip, yabancı...) bir kişiyim.  Daha başka Melek dostuma ne diyeyim... Hiç olmazsa bana güzel bir ders verdiğin için teşekkür edeyim.

Saygılar, sevgiler sana... Şimdi kal sağlıcakla... 

Av. Hayri Balta, 27.2.2003

+

Gülay.

Kuran'dan diye yapmış olduğunuz alıntıların inanılır olduğuna siz inanıyor musunuz? Güzel ve yüce olan Dinimizin yapmış olduğunuz bir site sayesinde ne kadar kirlendiğini ve zarar gördüğünü hiç düşündünüz mü?

Gülay, Site, 28.7.2003

+

Gülay Hanım,

Sana saygı, sevgi sunarım. "Kuran' dan yapmış olduğum alıntıların" hangisi sana inandırıcı gelememiştir belirtmeni rica ederim.

Amacımız dine hakaret değildir, dini yükseltmektir. Dinilerin amacı insana hizmettir.

HB 29.7.2003

Not. E-Postamı kullanırsan daha iyi anlaşırız. İnanılır.

x xx

2004

-------Original Message-------

From: ayhan.onay@u...

Date: 03.01.2004 00:29:06

To: Undisclosed-Recipient:,

Subject: Re: [sanalsiyaset] Re:

İslam dinine göre káfirlerin katli vaciptir. Yani bir káfiri öldürürseniz suç islemiş olmayacağınız gibi tam tersine sevaba girmiş sayılırsınız.

Nasıl ayetlere gerek yok? Beni inandırmanız için ayetleri göstermeniz lazım.

Ben Muhammed'in  bir peygamber olduğuna inanmıyorum, daha doğrusu peygamber falan olduğuna inanmıyorum. (Hiç bir mantıklı, bilinçli, merhametli bir insan 6 yasında bir çocukla evlenmez...)

Ben Kuran ve İslamiyet kadar şiddet, vahşet dolu bir dinle daha karsılaşmadım, Muhammed  bile insanları kılıçtan geçirmiş ve savaşlara katılmıştır.  Tanrı bu kadar aciz mi ki Muhammed'e ihtiyacı olup onun sayesinde adam öldürtsün? Açın kitabı okuyun, laf salatalarını bırakın.

Ayhan Onay, 3.1.2004

X

--- Original Message -----

From: Suat EMIROGLU

To: sanalsiyaset@yahoogroups.com

Sent: Saturday, January 03, 2004 4:14 AM

Subject: [sanalsiyaset] Re: “Islam dinine göre káfirlerin katli vaciptir. Yani bir káfiri öldürürseniz suç islemiş olmayacağınız gibi tam tersine sevaba girmiş sayılırsınız”

Sen bir sürtüksün ve sürtük olarak yaşayacaksın...

Sapık senin ve senin gibilerin sülalesidir..Haddini bilmedin haddi aştın, haddi asanlar anca it gibi burnu sürülerek  uzaklaştırılır, toplumların içinden, sana it bile denmez aşağılık bir ahmaksın sen....Sen kimin peygamberine hakaret etmeye çalışıyorsun, aşağılık alçak, senin gibiler insanı ifrit eder, tefrite sokar...

Defol git, bir daha da gelme, densiz haddi bilmez aşağılık seni..........

KOVULDUN..................

Suat Emiroğlu, 3.1.2004

X

----- Original Message -----

From: "sinemcaner" sinemcaner@y...

To: sanalsiyaset@yahoogroups.com

Sent: Saturday, January 03, 2004 12:16 AM

Subject: [sanalsiyaset] Re: “İslam dinine göre káfirlerin katli vaciptir. Yani bir káfiri öldürürseniz suç işlemiş olmayacağınız gibi tam tersine sevaba girmiş sayılırsınız.”

Suat Bey,

Fazlaca müsamahakar davranmıştınız zaten... Dün o grupta kurana "el-fatiha" diyen haddini bilmezin "haddi" biz daha tartışırken bildirilmiş.. Hatta orada bile geç kalındı, bu kadar hakarete ben adamı ipe bile otururum hem de ibreti alem için Taksim'de…

Sinem, 3.1.2004

X

----- Original Message -----

From: m_kemaloglu

To: modern_turks@yahoogroups.com

Sent: Friday, April 09, 2004 10:21 AM

Subject: [modern_turks] Re: Fenerbahçe

Suat Emiroğlu, tartışma terbiyesini bilmeyen ve tartışmaktan kaçan birisidir. sanalsiyaset grubunda İslam karşıtı düşüncelerime verecek cevabi kalmayınca beni de gruptan çıkarmayı tercih etmişti.

Suat Emiroğlu'arı eğitmek için onların yaptıkları gibi yapmamak lazım.. Her söz sahibine aittir diyip, İslamcıların küfürlerini sergilemekte fayda var..

Küfür eden ayıplanır, küfür edilen değil..

Hoşlanmadığınız mesajları okumamak iyi bir çözüm olabilir.

M. Kemaloğlu, 9.4.2004

X

--- In modern_turks@yahoogroups.com, *~^Masalsı Öykü^~*

<masalsioyku@g...> wrote:

Sevgili Ayhan Bey, kişisel olarak fikrimi söylemek istiyorum. Ben artık ne dediğini bilmeyen , cahil cühela çoluk çocukla muhatap olmak istemiyorum. İsteseydim bu şahısların öbeklerinde de kalmayı sürdürürdüm.

Can bey de Çetiner ağabey de tanıktır ki, gerek Suat Emiroğlu gerek Sinem Caner, gerek Gülay bilmem ne ve tabii ki sağ kolları Chemist tarafından aynı davranışa ben de, Çetiner abi de ve elbette Can bey de  maruz kaldık.

Sanalsiyaset zaten bunların ini ve bu şahısların bulunduğu diğer öbekler sözde demokrasi adına Atatürk'e küfredenlerin, din ve AKP propagandasının yapıldığı yerlere dönüştü. Bu gibi kişilerle buralarda yazışarak ne elde edileceğini merak ediyorum. Hepsi de birer provokatör, maksatlı gelip yazıyorlar .Bizler onlara ne anlatacağız hangi fikirlerinin hatalı olduğunu göstereceğiz ki ? Sizce kabul edecekler mi anlatılanları?

Her yazılana söyleyecekleri mantıklı mantıksız bir sürü laf salatası yaparlarken bize ne gibi yararları olacak ? Bu demokrasi değil, bu insan hakkı değil. Suat Emiroğlu chemist denen kişinin olmayacak hakaretlerini kendi öbeklerinde yayınlamaktan çekinmeyen , bundan da en ufacık b bir utanması, yüz kızarması olmayan adamın teki !!!

Kişisel hakaretleri durdur dediğimizde de "ne yapalım adam yazıyor beğenmiyorsan çıkarsın öbekten" diyecek kadar da pişkin, meşin gibi bir adam. Neyine hoşgörü göstereceğiz ? Yeterince yerde yazmıyorlar mı zaten ? Niye bir de burası ? Böyleleri ile itişip kakışarak kadar geçirebileceğimiz bol zamanımız mi var ?

Sonuç olarak;

Ben, hem bu ülkenin nimetlerinden yararlanıp hem de o nimetleri bizlere sağlayan kahramanlarımıza hakaretler yağdırarak prim yapmaya uğraşan, sistemi çökertmek için çalışanların yazılarını okumak istemiyorum !!!!!!!!!

Ben Atatürk dedim diye hakarete uğramak istemiyorum !!!! Mustafa Kemal’in kurduğu bu ülkede ilke ve devrimlerin savunucularının böyleleri tarafından mağdur edilmesini kabul edemem !!!!!

Bu şekildeki demokrasiye de hayır diyorum !!!!!! 

Melike,

X

----- Original Message -----

From: ayhan.onay@u...

To: modern_turks@yahoogroups.com

Cc: bandirmagemisi@yahoogroups.com

Sent: Friday, April 09, 2004 7:33 AM

Subject: Re: [modern_turks] Fenerbahçe

Eğer bu şahıs sanalsiyaset gurubunun Suat Emiroğlu'su ise, nasıl birisi olduğunu anlamanız için gecen ocak ayında beni gurubundan nasıl kovduğunu ve neler yazdığını yukarıda okuyabilirsiniz.

Ben onun seviyesine inip onu guruptan attırmayacağım çünkü bu bize modern Türklere yakışmaz. Biz intikam pesinde değiliz. Umuyorum Suat Bey burada kalarak daha medeni birisi olur.

Türkiye'deki şeriat+yobaz zihniyetin ne olduğunu, nerede olduğunu görmeniz için aşağıdakileri okumanız şart.

Ayhan Onay, 9.4.2004

X

----- Original Message -----

From: SuaT®E.©

To: modern_turks@yahoogroups.com

Sent: Friday, April 09, 2004 1:25 AM

Subject: [modern_turks] Ayhan ONAY/Melike KAYNAK/ Mustafa KEMALOĞLU

Her grubun kendine ait kuralları vardır, bu kuralara her üye UYMAK zorundadır, Eğer uyulmadığı takdirde UYARI almak durumundadır, Eğer ki uyarıyıda dinlemezse, kendisi MODERATED edilmesi gerekmektedir!

Sen AYHAN ONAY, kendini ifade tarzın, yetiştirilme tarzın ile varlığın ile benim hiç İLGİ ALANIMA girmiyorsun, bunu aklına koy! Sen her grupta daha doğrusu benim olduğum bütün gruplarda, bulunmaktaydın, kendine göre yazıların vardı, tartıştığın kişiler vardı senin ile hiç muhatap olmadım, takiii, İSLAMİYET hakkında ŞİDDET içeren ayetleri yazana kadar ben de sana, YAHUDİLİK  Ve HIRİSTİYANLIKTA şiddet ve KAN içeren yazıları yolladım, elbette sizin zihniyetinizdeki kişilerin en doğal yaptığı hareket olan, GÖMEMEZLİKTEN gelmeyi tercih ettiniz!! Sustum bir şey demedim,

SN.ÇETİNER ÇALIŞ ve SN. MUSTAFA KEMALOĞLU o grupta sizden önce de vardılar sizden sonrada bulunmaya devam edeceklerdi... Neyse bu kişiler bilindik şekilde üslupları ne ise aynı muhafazada bulunarak kullana gelmişlerdir, ne bir döneklik ne bir kaypaklık, ne bir riyakarlıkta bulunmadan, ama siz bu kişilerden ÖRNEK almanız gerekirken HIRİSTİYANLIK propagandası yapmayı geçin SİZ HZ: MUHAMMED sav. kötüleyen, küfür eden, hakaret eden, kişiliğine sözle TACİZ eden bir mail attınız helal olsun siz bana laf yetiştireyim derken aşağıdaki SAPIK dediğiniz mailinizi de yazmışınız,

İŞTE SEVGİLİ modern_turk GRUBU ÜYELERİ gördüğünüz kişi Hz. MUHAME DE hakaret eden birisi, çok büyük hata yapmıştır, DİNLERE SAYGIYI sunmayan bir insan, nasıl olur da karşındaki bir kişiden saygıyı düşünebilir?

Bir Müslüman toplum içerisinde bulunuyorsun, ve sen bu Müslüman toplumun İNANÇLARINA hakaret ediyorsun peygamberine küfür EDİYORSUN? hemide ben hiç bir dine inanmıyorum diyorsun, ama kalkıp HIRİSTİYANLIĞIN sevgi dini olduğunu söylüyorsun, Hıristiyanlıkta geçen şiddet ve kan ayetlerini gönderiyorsun ama sana kalkıp ben daha inceleme yapıyorum diyorsun, işte ne aklı ne zihniyeti ne maneviyatı gelişmemiş kişiler, hiç bir din mensubuna SAYGI duyabilir mi? Saygılı davranabilir mi? DAVRANAMAZ?!

Neden davranamaz, çünkü daha kendini geliştirmemiştir, girmeyi düşündüğü Hıristiyanlığı daha üstün körü hiç bir şeyi okumadan, itikadı ameliyesini incelemeden giren bir insan AT gözlüğü takan bir insandır! Bu duyguları yaşamayan bir kişinin AŞIRI REAKSİYON EL bir tutum SERGİLEMESİ GEREKECEKTİR, ve olmuştur da, neden çünkü yeni gireceği ve kabul edeceği dinin TEK GERÇEK DİN OLDUĞU, diğer DİNLERİN UYDURMADAN ibaret olduğu kafasına işlenmiştir!! Bundan dolayı, kendisinin diğer dinleri hali ile İSLAMİYET'İ kötülemesi kaçınılmaz olmuştur, kötülemeyi hadi yapacaksın, Bari Sevgili ÇETİNER ÇALIŞ ve KEMALOĞLUNDAN da bir şeyler öğrenmedin mi? Onların üslubunu algılayamadın mı? Hadi sen bir dinin savunucusu durumundasın, AHİRETTE hesap vereceğine inanıyorsun!! Ama diğerleri hiç bir dine inanmadıkları halde, kendilerinden en ağır sözlerin çıkması mümkün olan kişiler ahlakı ve üslubu ellerinden düşürmüyorlar ama sen AHİRETE inanan sen, bu dünya üzerinde MİLYARLARCA inananı olan İSLAMİYET'E ve PEYGAMBERİNE hakaret etme pervasızlığını densizliğini gösteriyorsun!

Bu hareket affedilemezdi, hoşgörü gösterilemezdi, saygısızlığının cezasını çekmeliydin, ama bunu SUAT EMİROĞLU olarak yapmamalıydım elbette, bunu zaten o zihniyete devam ettiğin sürece gideceğin yer belli idi, bulunacağın yer belli idi ama GECENİN bir yarısı yememiş içmemiş bir şekilde o malum SAPIKLI iftiralı mailini yazıya dökmenin cezası, seni gruptan atmaktı, ama atmanın yanında birde İSLAMİYET'İN saygısızca karalanması, yıpratılması, aşağılanması, peygamberine küfür edilmesi eylemlerinin de bir karşılığı olmalıydı, ve oldu da, BEN SUAT EMİROĞLU, size dediklerimde o yazınıza dair söylediklerimin DAİMA ARKASINDAYIM, altına daima imzamı atarım.ama Sevgili Can'ın sinirli halde yazdığın maili hemen gönderme daha sonra gönder denemsini ve uygulamasını daima yaparım! Ama size uygulanacak bir durum yoktu AYHAN ONAY! siz gerçekten çizmeyi aşanlardan olmuştunuz, çizme nasıl aşılır görmeniz ve görülmesi gerekmekteydi!

MUSTAFA KEMALOĞLU, Siz, kurunun yanında yaşında yanması durumunun  kurbanı oldunuz! sizi maillerime cevap vermediğiniz için uyaracaktım, hiç bir mailime ve aklı başında soruları olan maillere hiç cevap vermediniz! Vermemenizin altındaki niyeti sezinliyorum, misyonunuz ve amacınızın zedelenmemesi ve kendi içinizde çelişkilerin meydana çıkmaması için bunu yapıyordunuz, ne yazık ki sizin de fazla kala durumunuz bulunmamaktaydı, zülfiyare dokunmakta abartmaya başlamıştınız, nedendir bilinmez, hiçbir ateistle aklı başında bir tartışma yapılamaz! Genellikle konuyu getirip getirip İSLAMİYET'E dayarlar, İSLAMİYET ve KURAN ayetlerine, bu yüzden sizin ile baş edilebilmesi için ya sizin seviyenize düşüp seviyesizce cümleler sarf edeceksiniz, yada kaale almayıp cevap vermeyeceksiniz, seviyeli yazılan hiç bir cevaba, insanları ajite etmeden karşılık veremiyorsunuz! vermediğiniz gibi seviyeli yazanları anında sindiriyorsunuz, çünkü BİR İNANÇLI Müslüman, saygısız kelimeleri hovardaca ve cömertçe kullanmakta, İSLAMİYET'E ve KURAN'A karşı, bu sınırsız imtiyazlı haliniz, bir MÜSLÜMAN'A karşı kendini ve inandığını savunma için kullanılacak kelimelerde elemeye ve terbiyeli yazışmaya çalışmaları tartışmanın ağrılığını kaldıramamaktadır! Bundan dolayı sizin sanal siyasette olmamanız gerekmekte idi, İNANÇLI İNSANLARIN DAHA FAZLA YARA ALMAMALARI VE ZEDELENMEMELERİ için!

Neyse,

Melike,

x

MELİKE HANIM,

Sizin ile uzun uzadıya özelden ve genelden yazışmalarımız oldu, sizin ile düzgün bir frekans yakaladığımı düşündüğüm anda BİR CHEMİST için benle ipleri kopardın, olmaması gereken yerlere benim ismimi anarak, mailler yazdın, gereksiz yerlere maillerinizi yolladınız, hali ile, bu şekilde yapılan göndermeler ve baskılar HİÇ BİR İNSANOĞLUNUN HOŞLANMAYACAĞI edimlerdir, metazori haledebilceğinizi zannedeceğinizi düşündüğünüz şeylerin halledilmemesi inanın benim sorunum değil sizin sorununuzdur, benim size naçizane uyarılarım olmuştu.

CHEMİSTİ ağzınıza dolamayın, adamanın sevmediği istemediği unvan, isim ve kavramlarla muhatap olmayınız dedim, karşılığında alacağınız cevaplar benim sorunum olmaz sizin sorununuz olur dedim! Ama siz kalkıp adama ATATÜRK, LAİKLİK Kemalizm, diyerek hiç tınlamadığı kavramlarla çıkıştınız hali ile o zihniyetteki bir kişiden, almanız gereken CEVAPLARI ALDINIZ!!!Sizin ettiğinizi ben niye temizleyim hanımefendi! Siz üç gün oldu geldiniz, kavga etmediğiniz kişi kalmadı!! Sizin ruh halinizdeki fırtınalar inanın beni bağlamaz insan gibi şurda yazışacaksak amenna, ben sizin GİBİ CAN İKİZ bu kişiyi atın burdan demeyeceğim nasıl girdiysem ÇIKMASINI DA BİLİRİM HANIM EFENDİ bozguncu ve bölücü siz olduğunuz halde!!!

Can İkiz,

x

Sevgili CAN,

BEN dayandım ve sabrettim! Ajitelere ve baskılara kışkırtmalara gelemdim! Kimseyi hedef göstereceklerden değilim!gruplarımdan ÇIKMASI GEREKENLER BELLİYDİ ve ÇIKTILARDA! hiç pişman değilim! akıllı uslu oturanlara/duranlara bir şey denilmiyor gruplarda!

Kendime güvendiğim gibi güvendiğim kişilerden aldığım elektrik ile, kimseyi sana hedef göstermiyorum, ama şunu da biliyorum ki GRUPLARDA böyle ÇEKİŞMELER polemikler HOŞLANILMAZ grubunun salahiyeti için HER ZAMAN ÇIKMAYA hazırım söylemen yeterli, yada burada yazdığım manevi kavramlara edilecek bir HAKARET benim çıkmam için yeterli!

Bana ve inancıma SAYGI GÖSTERİLMEYEN HİÇ BİR YERDE DURMAM söz konusu olamaz!

Saygılarımla

SUAT EMİROĞLU, 9.4.2004

X

Sayın Emiroğlu ,

Ben siyasi yahoo guruplarını gecen ekim ayında keşfettim, aktif olarak üye olduğum iki guruptan birisi sizinkiydi; digeride Hıristiyan Platformu ki sizde oraya üyeymişsiniz, demek ki sizde benim gibi Hıristiyanlığı öğrenmeye çalışıyorsunuz.

Benim sizin ilgi alanınız (artık o neyse) girip girmemem önemli değil ve benim kimseden örnek almama gerek olduğunu sanmıyorum. Siz kendi gurubunuzun kuran kursu gibi olmasını istiyorsunuz ve aynen devam edin.

Gelelim Müslümanlık ve Hıristiyanlığı. Hıristiyanlıkta şiddet içeren ayetler olabilir, bütün mesele bu ayetler Müslümanlıktaki gibi uygulanıyor mu sorusu. Ben her iki dini hala araştırıyorum ve aradaki farkları her gün daha temiz bir şekilde görüyorum. Mesela İsa peygambere "iyi ile kötüyü nasıl ayırt edebilirsin" sorusuna İsa söyle cevap veriyor " iyi ve kotu verdiği meyvelerden anlaşılır,kotu ağaç iyi meyve, iyi ağaç kotu meyve vermez".

Kan dökmek, intikam, insanları çapraz kesmek İsa'nın öğretilerine karsıdır, bunlar kotu şeyler olarak değerlendirilir, maalesef Müslümanlıkta bunları her gün olağan bir şekilde görüyoruz.

Yukarıda yazdıklarımı Hıristiyanlık propagandası olarak görüyorsanız, varsın olsun. Ben gidip din adına adam öldüreceğime, şeriat kuracağıma İsa'nın barışçı takipçisi olmayı kendime daha uygun  buluyorum. Her şeyden önce ben incili okuduğumda İncil benim içimi barışsal bir duygu ve sevgi ile dolduruyor. Mesela ben incimde Müslümanlarla, Yahudilerle dost edinmeyin, arkadaş olmayın denildiğini görmedim.

Mesela incimde bütün malınızla, mülkünüzle gidip cihat edin, kan dokun demiyor.

İncil kadınlarınıza kendi tarlanız gibi istediğiniz şekilde girin demiyor. İncil’de istediğin kadar kadınla evlen denmez, tam aksine evliliğin kutsal bir müessese olduğu vurgulanır.

Mesela incimde yaratan senin baban, arkadasın, dostun  her zaman kendisiyle irtibata gecebileceğin birisi olarak tanıtılır, Müslümanlıkta yaratan bilinmeyen uzak bir yerdedir, kendisiyle irtibat imkansızdır.

Kuran'ın Türkçe’si ve İngilizce’sini de ne kadar okumaya, anlamaya gayret ettimse de bu kitapta bir ahenk bulamadım. Tevrat ve İncil'den  alınma sözler sanki kitabin içine belirsiz bir şekilde serpiştirilmiş, aralarında anlamsız cümleler dolu. Neyse gecelim.

Muhammed hakkındaki düşüncelerim aynidir, 9 yasındaki bir çocukla evlenmeyi doğru bulmuyorum. Eğer bunu hakaret ve küfür olarak görüyorsanız özür dileyeceğimi sanmayın. Onun yaptıklarını normal karşılıyorsanız ve sizde kızınızın 9 yaşında evlenmesine karşı değilseniz o zaman muhakkak bir psikologa görünün.

Müslümanlık ve Hıristiyanlık arasındaki en büyük fark, TOLERANS dır. Hıristiyanlık aleminde sen fikirlerini istediğin şekilde yazar, istersen İsa'yı bile kötüleyebilirsin. Müslümanlıkta böyle bir tolerans yoktur, Muhammed hakkında fikirlerini söyle bir fetva ile ölüme mahkum edilirsin.

VEYA Suat ve Sinem gibi düşünenler seni Taksimde ağaca asarlar. Olay budur.

Dinleri futbol takımı tutar gibi milliyetle birleştiren beyinler hiç bir zaman ilerleyemezler. Ben Türküm demek ki ben Müslüman'ım  demek önyargılı davranmaktır. Oku, öğren, araştır, dene ve karar ver, istiyorsan ateist ol, gelişmiş ülkelerde bu böyledir.

Batı ülkelerinde git Muhammed'in kişiliğinden, yaptıklarından bahset kimse seni engellemez, bunu Türkiye'de İsa hakkında onun müjdesi hakkında yap misyoner olup çıkarsın, adamı Taksim'de asarlar valla.  Neden? Çünkü Müslümanlık dini kendine güvenemez, kendini müdahale edecek durumda değildir, seni susturmak için kafanı keserler, yobazdırlar.

Hıristiyanlıkta insanları yazdıklarından, fikirlerinden dolayı başka birisi cezalandırmaz. (Sn. Suat'ın kendi aklınca  bana yaptığı gibi) ama bu Müslümanlıkta normaldir. Birisi kalkıp dinimizi peygamberimizi eleştirsin, biz ona gösteririz.  Isa sizin gibi inananlara " kör, köre rehberlik yaptığı zaman ikisi de çıkılmayacak kuyuya düşer" der, ne kadar doğru bir söz.

Simdi gelelim su soruya, "Ayhan Onay İslam'ı nasıl karalıyor, iftiraları nedir acaba söylediklerinde gerçek payı var midir?"

Eğer yukarıda Muhammed ve İslamiyet hakkında yazdıklarımın aksini bana ayetlerle kitaplarla kanıtlarsanız ben herkesin önünde yalancı çıkar ve herkesten özür dilerim.

Ayhan Onay, 9.4.2004

X

--- In modern_turks@yahoogroups.com, "SuaT®E.©" <suat@g...> wrote: SANSÜRMÜ?:)

Hadi gruptan çıkarılma desen neyse kabul edeceğim ama, kimsenin mailini geri çevrilecek pozisyonda değillerdir üyeler, herkes unmodere vaziyette yazar, ve tartışır, siz dahi hiç bir mailinizi pendingden aprove edilmiş gibi bir mail yazmadınız ne yazdıysanız, direk gruba giderdi.

Moderated o malum olaydan sonra sadece Çetiner Beye yapıldı! Can İKİZ beye yapıldı! Çünkü tepkilerin hangi boyutta geleceğini tahmin edemezdim, ve bu isimlerini verdiğim kişileri gerçekten değer verdiğim kişilerdi! Edecekleri nahoş kelimeler yüzünden gruptan çıkarmak zorunda kalacaktım! (Arşiviniz apaçık orada duruyor. Bir tek tane nahoş kelime bulun maillerimizde. BULAMAZSINIZ. Ne benimkilerde ne Ayhan, ne Kemaloğlu, ya da Can beyinkilerde.Peygamberler de, dinler de açıkça eleştirilmez olduğu gibi kabul edilirlerse o insanların akıllarının olmadığından bile bahsedilebilinir. Zaten Kuran bunları DÛN ( aptal, kafası çalışmaz ) yaratıklar olarak görüyor ve bilhassa bunu kadınlar için söylüyor. Kim söylüyor ? Sözlerin sahibi bilinmeyen kudret yani ALLAH. Peki sormazlar mi o sözlerin sahibine NEDEN BÖYLE YARATTIN diye ??? Üstelik bu ifade doğru da değil. Kadınlar ayni anda beynin iki lobunu da kullanabilme yeteneğine sahiptir. Ama erkekler bunu beceremezler. Yani kadın TV seyrederken sizinle konuşabilir ayni anda örgüsünü de örebilir hiç birisini birbirine karıştırmaz.

Bizler ancak konuşurken yazarak not alabiliriz duyduklarımızı. Bunun dışında hiç bir halt da beceremeyiz. YALAN mi ? Öyle ise kadınlar erkeklerden daha akıllıdırlar genelde. Bu da Kuran'ın tanımlamasının tam tersidir. İtirazınız var mi? Dediğimi grup nezdinde yapmak durumundayım, yapmaz isem söylediğim hiç bir şey kaale alınmaz grup laçkalaşır, ve gereksiz atıl vaziyete döner mailerini moderated yaptıklarımın sansürle alakası yoktur eğer ki sansür olmuştur diyorsanız, bu sansür iyilikleri için sansürdür!

Çetiner Bey, benim hala DEMOKRATİK olmadığımı iddia etmektedir, edebilir, ama kendisi için haklı gördüğü o mailleri hiç EMPATI yapmadan gönderilmemesi gerektiğini ben izah etmek istedim BAŞARAMADIM! (Başaramazsınız. Çünkü siz kişilerin ağzına da beynine de kilit vurup ellerine de kelepçe takmaya çalışıyorsunuz. Ancak salya sümük saldırgan kişileri de başınızın üstünde taşıyorsunuz.YALAN MI ???

Grubunuzda Melike hanıma edilen küfürleri herhalde "OHHH ne de iyi olmuş" diye karşılamış olmalısınız. Ayni fikirde olmasaydınız o insana benzer yaratıkları bırakmazdınız grupta.Ayhan beyin, Can beyin, Melike hanimin, sayın Kemaloglunun ve de benim yazılarımı tekrar okuyun bakalım kimseye bir hakaret var mi ? YOKTUR. Sarfedilen sözler ancak ve ancak eleştiridir.

O kadar.YOBAZ insana yobaz demeyip de ne yapacaksınız. Başka türlü bir tanımlaması var mi ? Peki YOBAZ kelimesi küfür mü ? Bir insan 18 yasin altındaki bir insana cinsel istek duyarak bakar ya da daha ileri gidip (evlenmek de dahil) cinsel ilişkide bulunursa O İNSAN ARTIK SÜBYANCI dir. Sübyancılık ise SAPIKLIKTIR. Bir insana sapık kelimesini kullanmak ne kadar hakaret içerir ki ?

Toplumun değer yargıları bunu sapıklık olarak değerlendiriyor ise o insana SAPIK kelimesi kullanılır. Başka turlu ifade edilmesi icin bir kelime varsa eğer ben bilmiyorum. Bütün lisanlarda da böyle olduğunu zannediyorum.AYHAN ONAY'IN söylediği kelimelerin aynısını da ve daha fazlasını ÇETINER ÇALIŞ da söylemiştir! Ama moderted yapmasaydım gruba gidecekti ve çıkarılması gibi bir durum oluşacaktı!

Ben bunları eğer bu yaptığımın günahı varsa çekeceğimi bile bile HERKESTEN sakladım! O sapıklı sübyancılı maillerini yayınlamadım! NEDEN TUTTURDUĞUNU söylemesi gibi, verilen cevaplara ama hemen, ama 3 gün sonra ama 1 ay sonra geri DÖNMESİ ve gerçekten yeri gelince görmüş geçirmiş birisi olmasından dolayı, ise yarayan genele hitap eden birikimlerini paylaşmış olmasıydı!

Kendisini numunelik olarak tuttuğumu iddia etmesi inanın benim kendi DÜSTURUMA TERS düsen bu hareketleri yapmama rağmen bu sözleri  söylemesi, faşistlikle itham etmesi üzüldüğümü belirtmek isterim! (Burası doğru. Özelime gönderdiğiniz mailiniz de bunu belirtmiştiniz. Ama ben sizin hakkınızdaki düşüncelerimi hala mahfuz tutuyorum. Bu mailinizde bile tanımlamamı doğrulayacak ifşaatlarda bulunuyor ve kendi kendinizi yalanlıyorsunuz. Chemist gibi bir adamı hala grupta tutmanız ise hiç bir şekilde açıklanabilecek bir olgu değil. Adamın kafatasçı ırkçı olduğu apaçık ortada. Amerikan emperyalizminin uşağı. Simdi de tutturmuş orduya IRAN i hedef gösteriyor. İranlıların büyük bir bolumu Türklermiş meğerse. Farisiler azınlıktaymış. Türkler Farisilerin baskısı altındaymış falan filan.

Ordu Irana girmeliymiş. Siz daha iyi bir sapıklığı ve sapkınlığı daha nerede arıyorsunuz ? Eğer böyle bir olay olsa Amerikanın ekmeğine cifte kaymak yanında bal sürülmüş olmaz mı? Öyle ise kimdir Chemist ?

Can İKİZ ise ayni şekilde hitap etmeleri halinde gruba gitmemesi için modere edilmiştir! Ama Can bey'in 3 yada 5 gün Çetiner BEY’İN de sanırım yaklaşık 1 ay sonra her ikisi de UNMODERE yani direk mail gönderebilir durumuna getirdim! (Aman efendim ne büyük lütuf bu böyle ....teşekkürler ederiz bizlere lütfettiniz bizleri abad ettiniz sağ olun varolun:)))))

Dediğim gibi, benim sizin yazdıklarınız, yada Can Beyin, Yada Çetiner Beyin yazdıkları inanın UMURUMDA bile değil! Eğer ki, saygı ve hoşgörü düzeyi bekleniyorsa bir cemiyette, o cemiyetin temel ahlak kurallarına ve inanç hususlarına da aynı saygı ve hoşgörü gösterilmelidir! (Bakiniz hala bize hakaret ediyorsunuz ve de ayırdında bile değilsiniz bunun. Düşünün bakalım neden ???)

İnanmayanlar için belki hiç anlaşılmayacak bir şey diyeceğim! DİNE inanlar için (her din için geçerli) DİNİN maneviyatına temel oluşturan kavram ve kişilerin hakkında seviyesiz ithamlar ve hakaretler İNANANLARI derinden üzmektedir! (İşte koskoca bir yalan daha. Ortaya konulanlar kuran ayetlerinden ya da hadislerden başka hiç bir şey değil. Üzüldükleri bunlar ise o zaman neden kabulleniyorlar hatta bunlar karşılığında şahadet   arıyorlar?

Diğer bir ifade ile onları yaratan bunlar karşılığında dünya hayatini satın almaya çalışıyor ? Neden kadın, kız, oğlan rüşvetini veriyor hayatları karşılığında?. Madem yarattı hem de herkesi eşit olarak yarattı öyle ise herkese ayni şeyleri verse ya ? YOOOO....yapar mı hiç öyle şeyleri  tevbe 5 in koşullarını yerine getirmeden ? Uğruna cihat etmeden ? Kendi öldürsün o putperestleri ? Aciz mi ? Kaderlerini kendisi yazmış. Öyle ise onları neden putperest yapıyor? Zavallı insancıklar bu soruları sormaya akil erdiremiyorlar mi ? Hac, Tavaf, Say, şeytan taslama hatta uygulandığı hali ile namazın şekli  abdest almanın sekli  (kuranda yoktur bunlar) tam bir putperest rituelidir. Öyle ise??? İnanmayan birisi için bu edilen hakaretler ve sözler normal olarak gelebilir!

Bu inanmayanların değer verdiği bir olguya edilmiş bir HAKARET olarak algılanması gerekir dersem meramım anlaşılır! (İnanmayan insan yoktur Suat bey. Herkesin bir inancı vardır. Akıllılar yalnızca ispat edilmiş şeylere inanırlar. Akla uygun ama ispatlanamamış şeylerin arkasındaki gizemi aklin gösterdiği yoldan deneyerek ispatlamaya çalışırlar. Geçmişte olanları da kazılar yaparak kitabeler, heykelcikler, resimler vs. ler arayarak ispatlamaya çalışırlar. Neden İbrahim'in, Musa'nın, İsa'nın ve diğer bir sürü peygamberin mezarları yok bunun cevabini aramaya çalışırlar.

Ayni anda ağabey kardeş iki peygamberin bir arada olmasının da arkasındaki amacı gerçek nedenleri ile bulmaya çalışırlar. Peygamberlikte akrabalık ilişkisinin ne anlama geldiğini sorgularlar. Krallıkla, derebeylikle özdeşleştirirler. İsa'nın neden dönüşünde bütün dünyanın kralı olacağını sorgularlar. Ve de neden peygamberlere 9 yaşındaki bir kızla evlenme hakkinin verildiğini de tabii ki ? :))))

Örnek vermek gerekirse, sizin değer verdiğini kişi Nitche olsun, ve bu kişiye sözlerine ve sahsına edilen hakikatleri siz hoş görebilir misiniz?! Göremezsiniz, bu değer olgusuna örnek olarak! herkesin ailesi vardır, namusu vardır! (Su namus meselesini tartısalım isterseniz ? Hala apış arasında mı sizce namus ?

Eğer kızınız lezbiyen ise, ya da canının istediğini tarlasına kendi istediği yoldan davet ediyor ise namuslu mudur sizce ? Nereden bilebileceksiniz ki ? Bu oğlunuz için de böyledir ? Palabıyık oğlunuz oğlan düşkünü olabilir pekala. Ruhunuz bile duymaz. Peki bunlara hemen namussuz mu demek gerekir ? Bir tepsi baklava çalanlar namussuzluklarının cezasını 16 yıl yiyerek çekiyorlar. Ama bir milyar kere milyar tepsi baklavanın değerini nakden yan ceplerine koyan politikacılar, işadamı ya da bürokrat müsveddeleri???? Hangileri daha namuslu sizce göreceli olarak ?  İşte bu namus mevhumlarına edilen hakaretlerden daha beter bir etki yapmaktadır DİNE ve kavramlara hakaretler bunları söylemek düşünce ÖZGÜRLÜĞÜ olamaz! (KINTAKSE)

BUNLAR hak ve hürriyetler olamaz! (Eleştirel aklın özgürlüğüdür bu. Akla mantığa sığmayan dogmalar nasıl kendilerini sorgulatmadan kabul ettirmeye çalışıyorlar  ve buna da yobazlık deniliyor ise yobazlıkla mücadele ÖNCE İNSANIM diyen herkesin hakkidir ve de bu hak engellenemez. Can pahasına da olsa.  Bunları engellemek sansür değil, sansür ile yakından uzaktan alakası bulunmamaktadır! (KINTAKSE)

 İşte bu ince nüans anlaşıldığı takdirde, kimsenin ne sizin ile problemi olur, ne de diğer din inananları ile problemi olur! (Hayrola? Fenerin yediği attığı golleri mi tartışacağız grubunuz da ? Alin grubunuzu hayrını görün o zaman !!!!!)

İLK BAŞTA İNANCA VE İNANANLARA SAYGI esas tutulmalıdır, eleştirebilirsin, yargılayabilirsin, yok diyebilirsin, evrim diyebilirsin, ama küfür ve hakaret edemezsin, seviyesiz ithamlar da bulanamazsın! (Bu hakaret değil gerçeğin saptanmasıdır. Karısı Ayşe ile 6 yaşında evlendiğini 9 yaşında da gerdeğe girdiğini kendisi söylemektedir. O zaman ???) Siz karısından daha mi iyi bileceksiniz ? Doğrulanmıştır bu çeşitli güvenilir kaynaklar tarafından.

İşte bu... Evet....bizim iddialarımız da iste bunlar. Aksini iddia ettiğinize göre ispatlamak da size düşer. Arşiviniz kendi kontrolünüz altında. İstediğiniz temizlikleri de yaptığınız zaten kendiniz söylemiştiniz.

Siz lütfen simdi grubunuza gidin ve de o yobazlara Madımak, Maraş katliamlarını kınatın, Kubilay'ı, Mumcu'nun, Ücok'un, Kışlalının ve diğerlerinin katillerini lanetletin  bakalım becerebiliyormuşsunuz ?

Saygılar  esenlikler,

Ayhan Önay, 9.4.2004

X

Sayın Önay, Hıristiyanlığı yani Mesih inancını sevdiğinizi söylemişsiniz.

Güzel, açıkçası buna sevindim de.Araştırmaya, irdelemeye devam etmenizi öneririm. Rab size gerçeği gösterecek ve kendiniz kararınızı vereceksiniz.

Asıl söylemek istediğim şudur. Bir inancı araştırırken kıyas koymanın çok doğru olmadığını düşünürüm. Öncelikle tüm inançları objektif olarak yargılamadan analiz etmenizi, mantık ve vicdan süzgecinden geçirmeni, ve bir inanç ile ilgili kararını verdikten sonra yeni arayışlara geçmeni öneririm.

Aslında yanlış anlaşılmak istemiyorum, ben Hıristiyan'ım ve bu benim seçimim oldu. Yani inancımı kendim belirlemiş bir insanım.

İslam'ı araştırdım, analiz ettim ve bu değil dedim. Sonra İncil okudum, analiz ettim. Bu analiz yaklaşık 5 yıl sürdü ve karar verdim.

Bunu yazmamdaki sebep şudur: bir inanç ile karşılaştırmalı görüşler sürdürmek doğru değildir. İslam üzerine bu tür yazılar yazmanın kimsenin inancını etkileyeceğine inanmıyorum. Bu yargıya çok uzun süren dinsel tartışmalardan sonra sahip oldum.

Sizde bir fikir oluşturmuşsunuz ama öncelikle fikrinizin İncil doğrultusunda olmasını dilerim..

Hıristiyanlık'ta şiddet içeren ayetlerden bahsetmişsiniz. İncil'de şiddet içeren ayet yoktur. Sadece Eski Ahit'te şiddet çağrıştıran ayetler vardır ama Tanrı Ruhu ile bunları bize anlatan İsa ve elçileri bunların İsrail'e ait olduğunu bildirirler. Buna dikkat etmek gerekir diyorum.

Bir dinin peygamberini eleştirmekten ziyade kendi inancınızın olgunluğunu, doğruluğunu yansıtmanızın daha doğru olduğunu düşünüyorum.

Saygılarımla

Erdal, 9.4.2004

X

Sayın Erdal,

Din ve siyaset tartışmaları hiç bir sonuç getirmese bile, küfürsüz,  hakaretsiz  hiç bir kısıtlama konulmadan, seviyemizi bozmadan devam etmelidir. Zaten gurubun kurulma amacı budur.

Ayhan Onay, 10.4.2004

X

 ----- Original Message -----

From: "*~^Masalsı Öykü^~*" masalsioyku@g...

To: modern_turks@yahoogroups.com

Sent: Thursday, April 08, 2004 7:44 AM

Subject: Re: [modern_turks] Fenerbahçe

Sayın Akbaba, bence kınamakta erken davrandınız.

Suat  Emiroğlu bu öbeğe de girdi ya, artık siz şimdi seyredin düzeysizliği !!!!!

Eee, chemist denen çukuru ne zaman davet edeceksiniz sayın owner? yüz bilmem kaç öbekte şeriat çığırtkanlığı yaptıkları yetmedi sanırım buraya da aldınız. Ama bir şey söyleyeyim mi , sanırım bizim geç anladığımızı sanarak bütün kendisini demokratik sanan öbek kurucuları sistem karşıtlarını  dizlerinin dibinden ayırmıyor. Sanki diğer öbeklerde yazdıklarını biz  anlamadık  bir de buradan yazılsın belki daha iyi beynimiz yıkanır diye !!!!!! Ondan sonra da kalkarlar Tayyib’i eleştirirler gitti de şeyhlerle görüştü diye. Çok yakında burada da Mustafa Kemal'e, laikliğe ve tabii bizlere de nasıl küfredilir hep beraber izleriz ..Yazıklar olsun bu öbeğin kurucusuna/larına!!!!!!!

Melike

x

Sizin Allah'ınız ne is yapıyor peki? Bu durum onun hoşuna gidiyor olmalı ki, hala bir yeni peygamber göndermiyor, kutsal kitabinin yeni versiyonunu hazırlamıyor, sadece semada her neredeyse oturup seyrediyor.. 1400 sene önce bir is yaptı diye bitti mi yapacakları yani? Bugünkü sekuler kadınlar ve sekuler memleketler, Kuran öncesi cahiliye devri Arabistan'ından daha beter hale gelmiş, bir de TV, sinema, gazete, dergi falan icat etmişler, çıplak kadınlar erkekler her yerde gözümüzün içinde, hatta saat 2300 den sonra bazı TV kanallarında tatbiki aşna fişna durumlarını bile gösteriyorlar.. Restoranlarda barlarda sekuler kadınlar ve sekuler erkekler içki içiyorlar (hem de şarap içiyorlar, içkilerin içkisi, yani en yasak fena içkisi), dans bilem ediyorlar, yatay duyguların dikey ifadesidir malumunuz.. Ama sayın Allah, bu durumu sadece seyrediyor!..

Kendisini göreve davet ediyorum..

Yine Muhammed'in dağındaki mağara mi olur, Himalayalarda bir yerde mi olur, yoksa Alp dağlarında veya Rocky dağlarında mı olur, veya Japonya'da yanardağın tepesinde mi olur, seçtiği yeni peygamberine meleğini gönderip yeni vahiylerle yeni kitabıyla su cahiliye ekponent bilmem kaçıncı kuvvetindeki yoldan çıkmış sekuler dünyayı bir düzene soksun diyorum..

Eğer tembelliğe devam edecekse, istifa edip yerine başka bir Allah gelsin..

Amin..

M. Kemaloğlu, 9.4.2004

X

Değişik tartışma platformlarında çıkan kişisel kavgalar üzerine aklıma gelenler. Bu yazıda kimse hedef değildir.Bir hedef var ise o Hedef Erdal'ın BEN'idir.

Geçtiğimiz günlerde, 2 dost arasında Yunus Emre üzerine bir sohbet gerçekleşmişti.Yunus'un şiirleri yazıldı ve Yunus felsefesinin erdemlerinden dem vuruldu.

Yunus'u Yunus yapan nedir diye düşünüyorum.Yunus bir düşünürdür, Yunus bir şairdir, Yunus bir bilgedir Peki Yunus bu özelliklerini doğuştan mı almıştır? Okuduğu kitaplar mı, Taptuk Emreden aldığı dersler mi, Allah üzerine düşünmek mi O'nu bilge yapmıştır?

Yunus Emre öncelikle aramak istemiştir.Bulmasına yardımcı olacak kişi olarak Taptuk Emre'yi seçmiştir.Öğrenmiş, çalışmış, düşünmüştür. Bu arada yüreğine farklı bir aşk düşmüştür.Bu aşk çok reeldir, hemen gözünün önündedir,kokusu burnundadır Taptuk'un kızı da bunun farkındadır ve hisler karşılıklıdır.Yunus yanmakta ve bu ateşi söndürmenin yolunu da bilmektedir.Buraya kadar olaylar bizimde yapacağımız çok normal aşamalardır.Ama birdenbire bir şeyler değişir.

Kızı babasından ister, hocasının tüm şartlarını yerine getirir ve kızla evlenirken kızı bırakır ve yollara düşer.Neden???

Bana göre Yunus'u Yunus yapan bu terk ediştir. Çünkü Yunus aşka aşıktır.Ateşini söndürmek değil yanmayı seçmektedir.Yunus aşkın iktidar kuramama hastalığı olduğunu bilmektedir.Evlenince mutlu olacağını, her şeyin iyi olacağını bilmektedir ama.. Yunus yanmak istemektedir.

İkinci husus kendine bir yol ve değer belirlemiştir.Bu değer Allah'tır, Hak'tır.Hiçbir şeyin O'nun aşkından daha önemli değildir.Ve yüreğine düşen bu kızın çok önemli olacağını hissetmiştir.Özbenliğini tatmin edecek, kendisini Hak aşkından uzaklaştıracak benliğini silip atması gerekmektedir.Yunus kendini inkar etmelidir ve etmiştir.Yunus'u bilge yapan işte bu kendini inkar etmektir.Yunus Tanrı egemenliğini görmüştür. Tanrı'yı yüreğinde bulmuş ve o ateşi hissetmiştir. Bu, kendini inkar etme cesareti ve dirayetini gösterdiği için gerçekleşmiştir.

Luk 9:23 Sonra herkese şunları söyledi: «Ardımdan gelmek isteyen, kendini inkâr etsin, her gün çarmıhını yüklenip beni izlesin.

Yunus'tan yüzyıllar önce İsa bunları vaaz etmiştir.Kendini inkar etmek.... çarmıhını yüklenmek. Kendine acı verecek , hatta ölümüne neden olacak sıkıntıları yanında taşımak. Yunus bu yolu seçmiştir.Kendi isteklerini bir tarafa koymuş, Tanrısal bilgeliğe sahip olmuştur.Yine bir başka bilgeye bakalım, bu kişi de Pavlus'tur. Bakalım Filipi topluluğuna ne yazmış?

Flp 3:3 Çünkü gerçek sünnetliler, Tanrı'nın Ruhu aracılığıyla tapınan, Mesih İsa'yla övünen ve benliğe güvenmeyen bizleriz. Flp 3:4 Ben aslında benliğe de güvenebilirdim. Eğer başka bir kimse benliğe güvenebileceğini sanıyorsa, ben buna daha çok güvenebilirim. Flp 3:5 Doğumumun sekizinci günü sünnet oldum. İsrail soyundan, Benyamin oymağından, özbeöz İbraniyim. Kutsal Yasa'ya bağlılık derseniz, Ferisiydim. Flp 3:6 Gayret derseniz, inanlılar topluluğuna zulmeden biriydim. Yasa'ya dayanan doğruluk derseniz, kusursuzdum.Flp 3:7 Ama bana kazanç olan her şeyi Mesih uğruna zarar saydım. Flp 3:8-9 Dahası var, kendisi uğruna her şeyi yitirdiğim Rabbim İsa Mesih'i tanımanın üstün değeri yanında her şeyi zarar sayıyorum, süprüntü sayıyorum. Öyle ki, Mesih'i kazanayım ve Kutsal Yasa'ya dayanan kendime özgü bir doğruluğa değil, Mesih'e iman etmekle kazanılan, iman sonucu Tanrı'dan gelen doğruluğa sahip olarak Mesih'le birleşmiş olayım. Flp 3:10-11 Ölümünde O'na benzeyerek O'nu tanımak, dirilişinin gücünü ve acılarına ortak olmanın ne demek olduğunu bilmek ve böylece ne yapıp yapıp ölümden dirilişe erişmek istiyorum

Bizler de bir inancın sahipleriyiz.Adı ne olursa olsun bu inançlarımızı gruplarda anlatmaktayız. Ama bu inanca bir saldırı olursa hemen karşı saldırıya geçiyoruz ve karşımızdakini mat etmeye, yaralamaya çalışıyoruz. Buradaki savunmamız da "sen benim değerlerime saldıramazsın" oluyor. İnsani tepkimiz doğal olarak bu olur ama hiç birimiz de Tanrısal bilgelik olmamasının nedeni de budur.Çünkü tepkilerimizi inanca saldırıldığı için değil, "bizim inancımıza"" Kutsal kabul ettiğimiz değerlerimize saldırıldığı" için tepkileniyoruz.

Bizler bir inancın temsilcileri değiliz o İnanca sahip kişileriz. İnancımız doğru ise bu tür saldırıların cezalarını Allah kendisi verecek güçtedir.Bizler O'nun değil KENDİMİZİN SAVUNUCUSUYUZ. Kendimizi inkar etmek zordur ve bizi asıl ilgilendiren kendimizi yüceltmektir.Yani BENLİKTİR!!!

İşte gruplarda yaptığımız tartışmalar bu düzeyde olmakta ve galibi olmayan bu tartışmaların yenilgiye uğrayanı özellikle kendi savunduğumuz değer olmaktadır.

Saygılarımla

Erdal, 10.4.2004

X

Buyurun bakalım :) ilginç geldi sizlere de göstermek istedim .. Yorumunu ise hiç yapmamayı yeğliyorum.

Selamlar,

melike, 10.4.2004

X

Anladığım kadarıyla risalei Nur'u okumaya alışan fazla insan yok. Yav bu Allah ne zaman Türkçe öğrenecek acaba.

Biz Arapça öğrenemeyecek kadar kalın kafalıyız. Her şeyi bilen Allah bunu neden anlamamıyor ki.

Madem her şeyi yarattı, bir de dil kursu yaratsa mesela Cennette. O kursa gidip, Türkçe öğrense.

Hem Kuranda yazmış ya. Size anlayasınız diye kendi dilinizde kitap verdim diye. Ee. Demek ki kitap bize değil. Türk tanrısı olsaydı Türkçe konuşurdu. Yani Saidi Nursi yada Saidi Kürdi de pek Türkçe yazmış sayılmaz. Türkçe yazdığı kısımlara da Türkçe'den Türkçe'ye tercüman gerekir.

Aslında Nurcular kötü adamlar değil fakat gene de bunların hepsi ister aynı Şit'in soyu. Şit tabii ingilizcedeki şit değil. Ben Şit peygamberi kastettim.

Ama isteyenler İngilizce anlamını da anlayabilirler.

Akbaba, 10.4.2004

X

Tabii canım. Hıristiyanlıkta şiddet olur mu hiiiç??? Queen Margo filmini seyreden var mı acaba. Ben seyretmedim içim kaldırmadı ama konuyu biliyorum. O filmde Sen Bertalami gecesi denilen olay işleniyor. Tabii ismi doğru yazmadım. Okunduğu gibi yazdım.

Bu olayda Protestanlar günlerce belirlenip, listelere alınıp, sonra üç gün boyunca kıtır kıtır kesilirler. Kayıtlara göre Paris sokaklarının ortasındaki kanallardan dereler gibi kan akmış.

Haa bir de ortaçağ'daki cadı avları var. Kilise kaç masumu öldürüp, işkence edip, diri diri yaktı biliyor musunuz. Milyonlarca. Kilise şimdi eski gücünde olsa aynı şeyi gene yapar.

Ya İspanya'da Müslüman, Yahudi ve Çingenelerin Cadı filan da değil, sırf Hıristiyan olmadıkları için öldürülmeleri. Aslında bu örnekleri ciddi şekilde ele alıp, uzatıp, ekleyerek sekiz yüz bin sayfa yazarım ama kim okur ki?

Hıristiyan, Müslüman'ı yok hepsi aynı Şit'in (Peygamber Şit) soyu. Hiç fark yok.

Akbaba, 10.4.2004

X

Sayın Erdal Bey,

Dinlerde şiddetin var olup olmadığı genelde o dini yorumlayanın bakış açısına göre şekillenebiliyor. Hz. Muhammet Müslüman'ı tanımlarken "elinden ve dilinden kimseye zarar g